16 Temmuz 2012 Pazartesi

sözlük


Bugün beni, televizyon ya da konuştuğum yerlerde bizzat dinleyenler ya da konuşmalarımı basın kanalıyla izleyenlerin benim bir mektep kaçkını olduğuma inanası gelmeyecektir kimbilir. Bu durumu bütünüyle içerdeki gayretlerime borçluyum.

Charlestown Hapishanesi'ndeyken daha çok Bimbi'nin kültür dağarcığına imrenerek gayrete geldim asıl. Bimbi, hangi konuda olursa olsun, yanındakilerin sohbetine katılmamazlık etmemiştir hiçbir zaman. Bense hep boy ölçüşmek istemişimdir onunla. Elime hangi kitabı alacak olsam, baştan sona değin tüm sözcükleriyle sanki Çİnceymişçesine, kavramakta zorluk çekmediğim cümle sayısı yok denilecek kadar azdı. Bilmediğim sözcükleri üstünkörü geçip gidecek olsam bu kez de, okuyup bitirdikten sonra kitabın genel havası hakkında hemen hemen hiçbir yargıya varamıyordum. İşte bu durumdayken, vaktimi yalnızca kitap okuma çabalarıyla geçirmeyi arzulayarak geliyordum Norfolk Mahkumlar Sitesi'ne. Çok geçmeden bu arzularım da sönüp gidecekti, işe dört elle sarılmadıktan sonra.

Anladım ki yapabileceğim en iyi şey, hemen bir sözlük bulup buluşturmaktı, çalışmak, üç eş kelime bellemek için. Ayrıca el yazımı da geliştirmek gerektiğini akıl edecek kadar şanslıydım. Acınacak halim vardı. Doğru dürüst bir satır dizmeyi bile beceremiyordum. Norfolk Mahkumlar Sitesi Okulu'ndan kağıt kalemle birlikte bir de sözlük istemeye beni zorlayan asıl bu iki emelimdir.

İlk iki günüm sözlüğün sayfalarını rastgele karıştırmakla geçti. Bu kadar çok kelime olduğu aklımın ucundan bile geçmezdi. Bilemiyordum hangi kelimeleri öğrenmem gerektiğini. Sonra da nasıl olursa olsun sırf bir başlangıç yapmış olmak için, ne görüyorsam olduğu gibi kopya etmeye koyuldum.

Karmakarışık el yazımla ağır ağır, özene bezene önümdeki kağıtlara geçirdim birinci sayfayı, noktalama işaretlerine varıncaya değin. Diyebilirim ki, tam bir günümü aldı. Sonra, yazdıklarımı baştan sona okumaya koyuldum, kendi kendime yüksek sesle. Bir daha, bir daha, kendi kendime boyuna okudum durdum elyazımı.

Ertesi sabah kelimeleri düşünerek uyandım. Yalnızca bir çırpıda bu kadar çok kelimeyi yazabilmiş olduğuma değil, aynı zamanda o güne değin varlığından dünyada haberimin olmadığı kelimelerle karşılaşmış olduğuma da fazlasıyla seviniyordum. Bundan başka, birazcık kafa yormakla, pek çoğunun ne anlama geldiğini de kestirebiliyordum. Anlamlarını bilemediğim kelimeler olursa durmaksızın gözden geçiriyordum. Gariptir, sözlüğün ilk sayfasındaki şu 'aardvark' sözcüğü kafamda hala bıngıldar. Sözlükte de bir resim vardı; uzun kuyruklu, uzun kulaklı, karınca yiyenlerin yaptığı gibi dilini çıkararak yakaladığı kanatlı karıncalarla beslenen, oyuklarda yaşayan bir Afrika memelisi.

Öylesine büyülenmiştim ki bir daha bırakamadım, sözlüğün ikinci sayasını da kopya ettim. Gene aynı denemelr. Devirdiğim her sayfayla birlikte insanları, ülkeleri, tarihin ilginç olaylarını da öğrenmiş oluyordum. Hiç kuşkusuz sözlük demek, minicik bir bilim dağarcığı demekti. Sonunda sözlüğün yalnızca A maddesi bir top kağıdı arkalı önlü doldurmaya yetmişti. Sonra hemen B'lere geçtim. Uyguladığım bu yöntem işin sonunda bütün bir sözlükle başından sonuna değin haşır neşir olmaktı bir bakıma. Bunca alıştırmadan sonra daha da hızlandı çalışmalarım elyazımın serileşmesini sağlamıştır. Top top kağıtlar karalamaktan, mektup yazmaktan aşka, boş zamanlarımdaki çabalarım sırasında, diyebilirim ki, içerdeyken yazdığım kelime sayısı aşağı yukarı bir milyondur. 

Görüyordum ki kelime hazinem büyüdükçe, doğal olarak elime ilk kez alıp okuduğum bir kitabın neler anlattığını kavrayabiliyordum sonuçta. Okumaya düşkün birisi, okumanın açtığı yepyeni dünyaları düşleyebilir. Size şunu söyleyeyim: O zamandan tutun da hapishaneden çıkıncaya kadar serbest olabilidğim her dakika, kütüphanede, değilse ranzamda okumakla geçirmişimdir vaktimi. İğneli fıçıya koysanız ayıramazdınız beni kitaplardan. Bir yandan Elijah Muhammed'in öğretisi, yazışmalarım, ziyaretçilerim -özellikle Ella ve Reginald- bir yandan da kitaplar, derken zindandan kurtulmayı bile aklıma getirmeksizin geçip gitti yıllar. Doğrusu ya, o zamana değin gerçek özgürlük nedir bilmemişim hayatımda.

Malcolm X, Alex Haley