14 Temmuz 2010 Çarşamba

mavi gök orda mı


Mavi gök orda mı
Bakıyorsun kuşlar
Hazır
Sokak lambaları yanık unutulmuş
Bir Kadıköy vapuru hınca hınç insan
Çok geçmeyecek
Martılar beyhude turlar atacak
Kıyılar lağım konserve kutuları
Mısır koçanları

Sevgi aranabilir yine
Korkusuzca say koskoca kederlerini
Bir kuyu bulunabilir

Aklımdan çıkmıyorsun
Sen hâlâ dizüstü
Bunca anıyı besleyerek
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
Görür gibi olarak açıp baktığımı
Bense şöyle diyorum:
Buradan bir acı kanamış boyuna

Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
O vapur hâlâ hınca hınç
Kimbilir her biri hangi dünyaya sağır
Çok geçmez aradan

Kadınlar kapı önlerinde
Ellerinde meşalelerle
Aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
Yorgun bir sarıyla ben de
Geçeceğim önlerinden

Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
Telefonlar yan hücrede çalışıyor
Bense kurşunî bir dere
Ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
Onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak
Yapyaşlı bir rum kadın
Her şeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
Haydi koşayım diyorum belki dağılır
Koşuyorum
Sancağımda kendi rüzgârımla ölgün kıpırtılar
Hayır daha sevgili daha sevimli değil
Ne başka bir gün ne başka bir zaman

Çok geçmeyecek aradan
Şöyle diyeceğim:
Bulutlar açmadı
Mavi gök orda mı

Cahit Zarifoğlu

5 yorum:

Sabahattin Gencal dedi ki...

Yaşamın her alanından seçtiğim çalışmaları, yazarlarının izniyle “Bloglardan Seçmeler” adlı sitemde yayınlıyorum.
Sizin de izniniz olursa bloglarınızdan seçtiğim çalışmalarınızı, kaynak göstererek yayınlamak istiyorum.
İyi günler dileğiyle.
Sabahattin Gencal

âyine-i devrân dedi ki...

takip ediyorum blogunuzu, tabi neden olmasın sevinirim :) iyi günler :)

Sabahattin Gencal dedi ki...

İzniniz üzerine bir çalışmanız "Bloglardan Seçmeler"de yayınlandı. İyi günler dileğiyle.

Öyküzen dedi ki...

Zarifoğlu şiiri, cümleleri, hani hep böyle aklımızda olan şeyler gibi bende.

Hele bu şiir, en uykusuz, en çıkmazda bir zihni oyunlardan kurtarmıştı bir zamanlar.

Uğur Aslan'ı hiç sevmem ama bu şiiri İstanbul Şiirleri diye bi albümde seslendirmişti, muhteşemdi.

Bu arada bloglarınızı takibe aldım, kore filmlerinden ötürü öbür blogunuzu görmüştüm bunu da keşfetmiş oldum :)

âyine-i devrân dedi ki...

zarifoğlu'nun şiirleri ilginç geliyor bana, şu açıdan her okuduğumda faklı bir şeyler anlıyorum, hissediyorum, bilmem benden mi kaynaklı bu, her şeye dikkat edemiyorum belki ama zarifoğlu'nu benim için özel kılıyor bu yönü, eyvallah öyküzen, kore filmi, şiirler ve kitaplar da olmasa hayat da çekilmeyecek :)