Pazar, Ocak 24, 2010

bir ki deneme


Zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
Yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi.

Pır pır diye ses çıkardı yürürken yüreğimden
Denizleri sulardım tozmasın diye deniz
Sporu çok severdim çiçeğe yem vermeyi
Kuşlara binerdim ve kaçardım basından
Bak buraya yazıyorum diye milyar kelimeyi
Ziyan eden de bendim hem de hiç sıkılmadan.

Güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
Eline sağlık Tanrım Leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş
Keşke biraz ölmesem.

İbrahim Tenekeci

Salı, Ocak 12, 2010

velhasıl kaç nefes kaldı ki


illa ki istanbul olsun içinde, denizinin kokusu, vapurları ve balıklarıyla, ne zaman dinlerim ki o masalı ben senden, kaç yıl, kaç ay, kaç gün ve saat, kaç dakika, velhasıl kaç nefes kaldı ki, muamma, soru işareti en büyüğünden, belki de bu soruları sormamalıyım artık, çok oldu değil mi, daha düne kadar hesaplamıştım oysa, sonra mı, hımm bıraktım sonra, anlamsız çünkü, limit sonsuza giderken fonksiyon hep 1'e yaklaşıyor, rakamlar büyüse de anılar hala canlılığını koruyor ilk günkü gibi, o tarihten bu yana ooo teknoloji aldı başını gitti, tabi, anılar da ilk günkü tazeliğinde bu devirde, bakma saçmalıyorum mütemadiyen ama meyyalim vallahi dertten

Perşembe, Aralık 24, 2009

bir beyit bin anlam..

Bende yok sabr u sükûn, sende vefâdan zerre
İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre

Nâbi

Salı, Aralık 22, 2009

cüzzamlılar ülkesi


Münakaşada zafer mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir. Münakaşa hakikati birlikte aramaktır... Hakikat bin bir cepheli, bin bir görünüşlü. Karşınızdaki, göremediğinizi gösterecek size. Sizden farklı düşündüğü ölçüde yaratıcı ve öğreticidir... Cemiyetle beraber hakikatler de gelişir. tek tehlike bunu kavramamak, kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi her düşünceye ve her düşünene saldırmak, bu canım memleket bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir.

Jurnal, Cemil Meriç

Cumartesi, Aralık 19, 2009

elma


Bir elmanın değişik görünüşleri olabilir: Masanın üzerinde elmayı şöyle bir görüvermek için boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de elmayı alıp onu masadaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü.

Aforizmalar, Kafka

uğultu


Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm... İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz... Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var... aczime tahammül edemiyorum... Bugün işimden kovulabilirim. Ve hiç bir iş yapamam. Bu, hayatımın perde arkasında ardı arkası kesilmeyen uğultu.

Jurnal, Cemil Meriç

Salı, Aralık 01, 2009

10 milyonda 1


Hayatta başarılı olmanın iki yolu olduğu söyleniyor. 1] Şanslı olmak. 2] Hile yapmak. Bense dayanıklı olmayı tercih ederim. Çünkü dayanıklılık kadar kışkırtıcı hiçbir şey yoktur. Bu yüzden, şu 'Intolerance Attention Deficit Hyper Disorder' dedikleri hastalığa yakalanmayı istemişimdir hep. Ne yazık ki bu hastalığa sonradan yakanılmıyor, bu hastalıkla doğuluyor, o da 10 milyonda 1! Hastamız hiçbir acıyı hissetmiyor. Parmakları kesilse, bacakları kırılsa, kolları yansa, kafası yarılsa, kaşı açılsa... vız gelip tırıs gidiyor!

Dublörün Dilemması, Murat Menteş